KURUM KÜLTÜRÜ

SALIH SERBEST

Son otuz yılın en önemli özelliği, pazarların ve rekabetin giderek daha fazla globalleşmesi; yani siyasi sınırların yerinde durmasına karşın, ticari sınırların giderek ortadan kalkmasıdır. Her isteyenin her yere mal satabilmesi ve her yerde iş kurabilmesidir. İçinde yaşamakta olduğumuz çağın temel trendleri daha fazla değişim ve daha hızlı hareket eden bir çevreyse; Kurumumuzun kültürü bu değişime ayak uydurur nitelikte mi, yoksa engeller nitelikte midir? sorusunu sormamız gerekmektedir.

shutterstock_125134910[2]-resized-600.jpg
Kurum kültürü, şirket içindeki insanların, zaman içinde geliştirdikleri gelenekler, anlayışlar ve normlar bütünüdür. Kurum kültürü deyince, insanlar arasında paylaşılan ”değerler”i kastediyoruz.
Hızlı değişim ortamına ayak uydurabilecek bir kurum kültürü nasıl olmalıdır? John Kotter bunu iki temel özellikle açıklar. Birincisi, yönetim kademesinin şirketi etkileyen tüm unsurlara samimi ve dürüst olarak değer vermesidir. Sadece kendilerine değil, müşterilerine, tedarikçilerine, çalışanlarına ve hissedarlarına da değer vermesidir. Başka bir deyişle, yalnızca içeriye yönelik “yönetimsel” bakışı olmayan, dışarıya da bakabilen bir yönetim kültürü olmasıdır. İkincisi, tüm kurum çerçevesinde inisiyatif almaya ve liderliğe önem verilmesidir.
Şiddetli değişim ortamında kurumların ihtiyacı olan şey stratejidir. Bir yanda operasyonel etkinliği artırabilecek içsel bir bakış, öte yanda tüm kurumu saran dışa yönelik bir bakış açısı. Ayrıca bu değişim ortamında tüm kurumu saran bir “aciliyet hissi” de zorunludur. Fırsatları bir an önce yakalayabilmenin aciliyeti, problemlere bir an önce çözüm bulabilmenin aciliyeti.
21. yüzyılın kurumlarını oluşturmak ancak böyle bir kurum kültürüyle mümkündür.

Yayım tarihi
YONETIM olarak sınıflandırılmış

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir